20 Şubat 2025 Perşembe

VİY'AANAAA KUŞATMASI



11-15 Şubat 2025

1. GÜN

İstanbul’dan uzun süre önce sömestr tatilinde gideriz diye planlanan Viyana gezimizde yaşadıklarımızı anlatmaya  başlamadan önce; çocukluğumdan beri süregelen ve devamlı “VİY’ ANAAAA” diye bahsettiğim bu şehrin esprisi nerden ağzıma dolandı diye şöyle bir düşündüm ve yazıma gülümsemeyle başlamak adına önce fıkramızı yayınlayarak gezi anılarımı yazıyorum. 

“Bir gün bir çocuk bilgi yarışmasına katılmış. Orada ona soru olarak “Avusturya’nın başkenti nedir” diye sorulmuş.

Çocuk da heyecan içerisinde bilemezken, arkadaşı ona sıkıca bir çimdik atınca, can acısıyla “VİİİY ANAAAAA” diye bağırınca. Doğru bildiniz demişler ve yarışmayı  kazanmış.”

Bizde bu nidalarla  Kanuni’nin torunları olarak,  11 Şubat 2025 Salı günü Viyana kapılarına dayandık.

Güzel bir uçak yolculuğundan sonra, Viyana Uluslararası havalimanına iniş yaptık. Metro, tramvay, otobüs gibi toplu taşımanın harika olduğu bir şehir bizi karşıladı.

Viyana Roma İmparatorluğu tarafından sınır savunması için stratejik bir öneme sahip olarak kurulan küçük bir şehirmiş. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana kuşatması, Viyana tarihinde  ve Osmanlı tarihinde  önemli bir yere sahiptir. Tarih derslerinde 1. Viyana kuşatması ve II. Viyana kuşatmasını hep dinlerdik. Neydi bu kuşatmalar diye merak  ettim. Belki de tarih derslerinde sıkıcı olan konular şimdilerde ben de merak uyandırdı ve sizlerin de bilgi dağarcığınıza katkı olsun diye şuraya küçücük tarihten bir not koyuyorum. 

Şehir de yer yer Osmanlı izlerini görebiliyorsunuz. Viyana Avusturya’nın başkenti olup, dönemin hanedanı da mimari gelişmeyi çok güzel yapmış. O dönemin hanedanı (Habsburg Hanedanı & I. Ferdinand dönemi) birçok sanat eseri ve mimari yapının yapılmasını teşvik etmiş anladığım kadarıyla. Gotik, Barok, Rokoko, Neoklasik tarzlarda o kadar çok eser var ki, her dönem kendinden bir miras bırakmış şehre. En önemli kısım da tabii bu eserlerin neredeyse ilk günkü gibi korunması. 

Viyana; tahminimin ötesi güzellikteki mimari yapılarla dolu gerçekten de tam bir Avrupa şehri. Sadece önemli yapılar değil, herhangi bir sokağında karşınıza çıkabilecek etkileyici mimari eserleriyle de önemli bir dokuya sahip diyebilirim. Heykellerdeki zarafet, tüm renklerin tek renk olması şehre önemli bir hava veriyor.

Viyana’da dert edeceğiniz en son şey ulaşım olabilir. Mükemmel bir ulaşım ağına mevcut. Eğer bilmece gibi aktarmaları seviyorsanız burayı toplu taşıma ile gezmek tam da size göre. Biz çok zevk aldık. Tüm saraylara, meydanlara aktarmalarla yorulmadan ve de bomboş vasıtalarla üstelik mesai saatlerinde bile hep oturarak ulaştık.

Viyana’da beni en çok etkileyen özelliklerden biri de bu olsa gerek. Havalimanından S7 tramvay hattıyla otelimizin bulunduğu bölgeye geldik. Viyana içinde en sık kullanacağınız toplu taşıma aracı pek tabii U-bahn. Kendisine metro da diyebiliriz ama demeyeceğiz, çünkü U-bahn deyince anlık bir Almanca konuşabiliyormuş hissi oluştu ve burada ki metro tabelalarından sanki az öz Almancayı çözdüm gibi. Mesela Beta harfinin iki es sesi verdiğini bu yaşıma gelince öğrenmenin keyfini yaşadım.

Otelin bulunduğu yer Praterstern tren istasyonunda. Oraya çok yakın bir otel. Otelimizin adı Hotel Der Wilhelmshof. Viyana'nın merkezindeki tasarım oteli. Sakin bir sokakta yer alan Der Wilhelmshof isimli otelimiz, ünlü Riesenrad dönme dolabına ve Praterstern toplu taşıma merkezine 5 dakikalık yürüme mesafesinde, buraya yakın  U1 ve U2 hattındaki metrolar geçmekte. Bu da bizim her yere ulaşmamızı sağlamakta.  Tam olarak resim sanatçılına özgü, değişik tablolarla süslü,  her yere yakın hoş bir otel. Beğendik. Kalacaklara tavsiye edebiliriz. Oteli  Booking.com dan rezerve yaptırmış eşim. Sonra bir bakmış kendi sitesinde daha uygun. Hemen iptal edip, kendi sitesinden uygun fiyata yaptırmış. Her yere yakın, temiz ve kahvaltısı çok güzel bir otel.

İlk gün otelin yakınındaki tramvay ile panoromik bir şehir turu yaptık. Akşam saatlerine rast geldiği için ilk gün Viyana meydanını gezdik. Meşhur St. Stephan Katedralini gördük. İçerisi bayağı mistik bir şekilde ışıklandırılmış. Şehrin merkezinde olan ve Viyana'nın sembolü olan katedral gece bayağı ihtişamlı idi.


 Bir rivayete göre; Kanuni burayı almak istediği için, bu katedralde Osmanlı askerlerini ayaklar altına alan bir heykel varmış. Gece göremedik. Gündüz bir ara inceleyeceğiz.

Akşam yemeği tercihimizi Ferhat Döner diye meşhur olduğu söylenen bir Türk dönercisinde yaptık.  Yolu Viyana’ya düşenlerin kesinlikle denemesi gereken güzel bir mekan.

 

2. GÜN

Otelden çıkar çıkmak dün gece gezdiğimiz yerleri gündüz gözüyle tekrar  panoramik olarak tramvayla gezdik. Yazımın her yerinde söyleyebilirim tekrar, tekrar. Harika bir ulaşım ağı var Viyana’da. Ulaşımına bayıldık. Yollarına hayran kaldık.

Daha sonra buranın en büyük saraylarından Schönbrunn Sarayına (okunuşu Şörnburun sarayını) vardık. Viyana coğrafi konumu ve çoğu imparatorluğuna yıllarca başkentlik yapmış olmasından dolayı gerek mimari, gerekse kültürel açıdan Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri gerçekten de. Şehir merkezi içinde bir sürü saraylar olması da burayı cazip kılıyor.  Burada bulunan ve Habsburg hanedanının izlerini taşıyan eski kent merkezi ve Schönbrun Sarayı Avusturya devletinin başvurusu üzerine Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiş. Sarayın en güzel yeri çok büyük bahçeleri. Kış dolayısıyla harika bir yürüyüş yapsak da, yaz aylarında ağaçların yeşilliği, çiçekler ile görülmeye değer bir köşe gibi

Daha sonra yine ikinci bir saray olan Habsburg İmparatorluk sarayına gittik. Burada kelebeklerin olduğu bir bahçe vardı. Gezemedik. Ama hikayesini okuduk. Sizde giderseniz kelebeklere düşkün iseniz burayı gezebilirsiniz. 

Belvedere Sarayı bugünkü 3. Saray gezimizdi. Hepsinin ortak özelliği çok güzel bahçelerinin olması.

Sarayları gezip, bahçelerinde derin nefesler aldıktan sonra yine favori mekanımız tramvaylarla aktarmalı olarak Rathaus meydanına geldik. Burada bulunan Belediye binası eski ve güzel bir yapı. Ama fiziksel güzelliğinin yanı sıra yıl boyunca farklı aktivitelere ev sahipliği yapması yönünden de burası şehrin en önemli noktalarından imiş. Rathaus konsept olarak olmasa da merkezilik açısından İstanbul’un Taksim’i veya Saraçhanedeki Belediye binası gibi. Gün içerisinde devamlı önünden geçiyorsunuz. Bizim belediye binasının önüne de  kış aylarında buz pateni pisti kurulsa, süper olmaz mıydı? E bu Rathaus’ta ki buz pateni tam da biz ordayken kurulduğu için göremeden edemezdik. Buz patenine gidenleri gıpta ile seyredip, bizde lüks olan bu aktivitenin burada sıradan olduğunu görünce hayıflanmadım değil. Güzel güzel buz pateni yapanları sadece seyrederek, görüntüler alarak oradan ayrıldık.

Bu arada tatlı yemek istediğimiz için meşhur Cafe Central pastanesine gittik. Burası Viyana’nın meşhur bir tatlı köşesi imiş.

Uzun bir kuyruk bekleyerek, içeri girdik. Buranın meşhur tatlısı Elmalı strudel (Apfelstrudel) yani elmalı turta, tarihi çok eski olan bir Viyana tatlısı.  Habsburg İmparatorluğu sayesinde 17. yüzyıldan itibaren popülerleşmeye başlayan bu elmalı tatlı, imparatorluk genişledikçe şu an sınırları Avrupa'da olan pek çok ülkenin de geleneksel tatlılarından biri haline gelmiş.  Bana göre milföye elma sar ye. Beni çok açmadı onun yerine çikolatalı tatlıyı yemeyi tercih ettim.

Ekşi elmadan yapılıyormuş, bu nedenle de Viyana’nın özel bir tatlısı olarak anılıyor.

Tatlımızı da yedikten sonra hemen şarjlarımızı doldurmak ve biraz da dinlenmek üzere otelimize geri döndük. Aramızda 2 saat fark olması burda bana avantaj sağladı. Bilgisiyarım yanımda olduğu için hem işyerimin önemli işlerine bakabildim, hem de acele olarak gezi notlarımızı yazmaya başladım. 

Bugün ki yemek tercihimizi Mc Donald's dan yana kullandık. 

3 GÜN

Bugünkü gezi planımız şehir merkezindeki önemli yerleri ve tatları keşfetmek. İlk önce Viyana’nın Hundertwasser Evi. Renkgarenk bir bina. Buranın tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan bir apartmanmış. Ancak gerçekten de güzel ve ilginç bir tasarım.

Landstrasse'deki Hundertwasserhaus (Yüzsular Evi) Kegelgasse bulunmakta. İlginç mimarı görünümlerle bezeli olan bu ev veya sanat evi Viyana Belediyesi tarafından halkın seyrine açılmış.  Diğer evlerden en büyük farkı binanın hiçbir yerinde düz öğe kullanılmamış olması ve dış yüzeyinin rengarenk olması buraya turistik bir hava kazandırmış.

Mimar Joseph Krawina tarafından planlanmış ve asıl işin sanat yönünü yapan Friedensreich Hundertwasser tarafından hayata geçirilmiş ve bir sürü  ağaçlar ile  terasları yeşillendirilmiş bina, her yönü ile ilginç bir yapı
Viyana’nın bende uyandırdığı en önemli şeylerden  biri binaların dış cephelerindeki mimari sanat, diğeri de heryere kolaylıkla ulaşım sağlayan tramvay ve metro ağları.

Her evin hala eskisi gibi estetik olması, yenilerinin de onlara adapte olacak şekilde yapılması.

Daha sonra meydanda bulunan Veba heykelini ziyaret ettik. 1679 yılında kenti kasıp kavuran son büyük veba salgını sırasında kenti terk eden imparator I. Leopold, salgının sona ermesi hâlinde bir veba anıtı adamış, veba salgını bitince de bu heykeli şehrin meydanına dikmiş.

Yani şehir mimarlığı burada  uç noktada.

Daha sonra yine tramvaya binerek meşhur Viyana vals ve operaların olduğu Opera binasını ziyaret ettik.

Viyana'yı Viyana yapan en görkemli bina burası deniyor. İçeriyi gezemedik ama özellikle opera binasının mimari yapısını bile incelemek; operayı izlemek kadar sizi mest edebiliyor insanı.

Viyana valsi de en sevdiğim estetik danstır. Viyana valsi, dansçıların sürekli olarak liderin sağına (doğal) veya soluna (ters) doğru döndükleri, aralara dönüş yönleri arasında geçiş yapmak için dönmeyen değişim adımları serpiştirilmiş bir döner dansmış. Söylediklerine göre Almanlardan geçen bir dansmış ama burada estetik kazanmış bence. 

Daha sonra Viyana'nın meşhur sokaklarında gezdik.  Buranın en önemli unsurlarından biri olan Demel Pastanesinin keşfine çıktık.

Viyana’nın ikonik tatlı adresi Demel Pastanesi’nde Kaiserschmarrn lezzetini tadın ve büyüsüne kapılın  diye yazılanlara aldanıp, büyüyü bozduk. Rezalet bir tat.  1786’dan beri tarihe tanıklık eden Demel, sadece Avusturya mutfağının değil, kraliyet sofralarının da vazgeçilmez tatlılarındanmış. Aynı zamanda İmparator Franz Joseph'in favori durağı olan bu pastanede, Kaiserschmarrn gibi kraliyet tatlılarını yerinde denemek istedik. Kraliçe’nin gizliden Demel’den tatlı getirmesinde bir iş vardır dedik.  Demel'e girişte sırada beklememek için sabah erken saatlerde gitmek veya paket servis penceresini kullanmak tatlıya daha çabuk ulaşılabildiğini söylediler.   Aman keşke ulaşamasaydık bu tatlıya. İnternette yazılanları şiddetle reddediyorum. Rezalet bir tatlı tek kelimeyle.

Tarifi benim gözümde şöyle, yani evde krep yaparsınız da hamuru bir türlü pişiremezsiniz, amaan böyle kalsın diye karıştırın gitsin. Hatta pişmeden hamur çiğ kokusu ile çıkarın üzerine de evde kalmış erik marmelatınızı boca edin. Görünüş önemli değil, çarpuk çurpuk. Alın size meşhur Viyana tatlısı. Yazık, Beklenen kuyruğa, verilen paraya.

Daha sonra Aziz Stephan Katedralinde Kanuni Sultan Süleyman’ın Viyana kapılarına dayanmasına içerleyen askerlerin, Osmanlı askerini ayaklar altına aldığı heykeli aradık bulduk.

Burayı dolaşırken de en önemli izlenimim. Binaların harika dış cephe tasarımları. Eskiden İstiklal caddesinde binalarımız ne güzel, turistler buraları görmeli derken, zaten Avrupa'daki tüm binalar İstiklal caddesinin bin katıymış. Gezip görmekle bunları Avrupa şehirlerinde daha iyi anlıyorsunuz. 

Bina siluetleri, ulaşımları ve binalarıyla güzel bir şehir. Yazımı gün gün yazdıkça belki bütününde bu kelimeyi çok sık kullandığımı göreceksiniz.

Bugün ki yemek tercihimiz. Meşhur pizzacı diye rezervli geldiğimiz bir Praterstern yakınlarında bir yer. Herzaman ki gibi Margarita pizzalarımızı yedik. Ama hiç beğenmedik. Üstelikte çok dolu. Rezerv yapmadan yiyemiyorsunuz. Yapmasaydık bilemezdik.  

4. GÜN

Bugün, önce otel çevresinde bulunan tüm market Lidly, Aldi, Penny, Billa isimli bilumum marketleri keşfe çıktık. Küçük bir alışverişten sonra Viyana’nın Müzeler (Museumsquartier) Bölgesi denen özel bir bölgesine geldik. Yine buraya tramvay güzergahında çevre gezisi yaparak geldik. Daha sonra önerilen Çerkez dayı  heykelini keşfe çıktık. Çerkez dayı heykeli Viyana da bir binanın köşesine yapılmış küçük bir heykelmiş. Hikayesi de; 1. Viyana kuşatması sırasında, burayı almaya gelen Osmanlı askeri olan bir yeniçeri. Çok büyük kahramanlıklarla buraya gelmiş gelmesine de, bakmış ki arkasında kimse yok. Yiğitçe çarpışmış ve burada şehit düşmüş. O zamanın imparatoru bu düşman da olsa çok çarpıştı. Bu kahramanlıklarından dolayı şuracığa bir heykelini dikelim demiş. Yüce gönüllülük. Sağolsun bizlerinde orada ruhu şad olsun dememize sebep oldu. 

Çerkes dayının gezisinden sonra Donau Zentrum alışveriş merkezini gezdik. Burası Viyana’nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri imiş. Nerdeyse karşıdan karşıya geçmenize gerek kalmadan tüm alanı kaplayan bir mekan. Türklerin de en çok uğrak yerlerinden biriymiş. Sadece burayı görmek için güzel bir tren yolculuğu yaparak gezdik. Daha sonra da açık hava meyve, sebze ve et (Naschmarkt) pazarını gezdik. Buradaki satıcıların biraz yılışıkca seslenişi beni Türk veya Arap olmalarından dolayı üzdü. Neden böyle bir milletiz, neden hemen müşteriye böyle ifadeler yapıyoruz onları anlamıyorum. 

Ferhat Döner de yine bu gece ki yemek seçimimizdi. Gerçekten de Viyana ya gelen herkesin kesinlikle  döner menülerini denemesi gerekmektedir. Çok lezzetli ve ustaca yapılmış bir yer.

5. GÜN

Bugün otel çevresinde kısa alışveriş turlarından sonra, otelimizin güzel kahvaltısını yaparak saat 11.30'daki trenimizle Havalimanına doğru yola çıktık. 

Viyana’dan unutamadıklarımız,

  • Seçtiğiniz süreye göre önceden biletinizi alıp, haftalık olarak aldığınız bu biletle metro, otobüs ve tramvaylara  binebiliyorsunuz. Biletinizi almanız önemli, kimse kontrol etmiyor ama kontrol ettiklerinde almazlarsa yüksek ceza uyguluyorlarmış.  Bu da yüksek güvenilirlik. Gerçekten de ulaşım müthiş rahat.
  • Tüm binaların dış cephelerinde güzel ahenkler. Harika heykeller. Güzel binalar.
  • 3 gün yeterli bir şehir. Planınızı güzel yaparsanız yeterli
  • Ferhat dönerde muhakkak döner yiyin.
  • Meşhur Viyana valsini seyredemedik. En yakın zamanda Türkiye de bir vals izlemeye gideceğimize eşimle karar verdik. Bilindiği üzere vals Viyana’ya ait bir danstır. Viyanalı bir meyhanecinin oğlu olan Johann Strauss çiftlerin  dönerek yapılan bu ahenkli dansı dünyaya duyurmuştur.
  • Uluslararası araştırma şirketi Mercer'in her yıl yayınladığı yaşam kalitesi araştırmasında Avusturya'nın başkenti Viyana üst üste 9'uncu kez dünyanın en yaşanılası şehri seçilmiş. Kiraların uygunluğu, fiyatların ödenebilir olması tercih edilen şehirler arasında. 

İşte böyle güzel bir yolculuk sonrası,

Viyana’da bıraktık bizler de hoş bir seda,

Döküldü dudaklarımızdan Ey Viyana ELVEDA.