9 Ağustos 2010 Pazartesi

İTALYA


2007 yılında KAPPA turla gittiğimiz İtalya turu gerçekten yaşanmaya değer bir turdu..
Roma, Floransa, Napoli, Verona, Siena, Venedik şehirlerini gezerken hepsi birbirinden güzel olması bizde bu şehre bir daha gelme isteği
uyandırdı.




































Özellikle Kappa Tur ile İtalya turunu öneririm. Biz çok memnun kaldık.









4 Mayıs 2010 Salı

PARİS GEZİSİ



SER-TAY TURİZMCİLİK GURURLA SUNAR.
(SER-TAY BİR SERPİL-TAYFUN KURULUŞUDUR)

DÈ LA PARİS
(TELİF HAKLARI BİZE AİTTİR.İlk yurtdışı gezisi olduğu için de öyle detay filan yoktur. Sade düz bir yazı.. Sonrasında yazar profesyonelce gezi notlarını düzenleyecektir. Yani Acemilik eseri bir yazı)


Paris İ.Ö 155’te Romalılar tarafından fethedildiğinde sürekli su taşkınlarının görüldüğü Parisii kabilesinin yaşadığı küçük bir balıkçı kasabası olduğunu biz değil kaynaklar söylüyor. Biz sadece gördük.  Ortaçağda dinsel bir merkez haline gelir ve mimari şahaserler inşa edilerek gerçekten de günümüze kadar gelen güzel eserler var.  19. yüzyılda Napolyon Bonapart (ki kendisini Türkler çok iyi tanırız. Para Para Para söyleşisi bizim en çok kendimizle özleştirdiğimiz bir lafıdır zaten) kendini Fransa İmparatoru ilan ederek Paris’i dünyanın merkezi haline getirmiştir. Bu sebeple Paris; Sen nehri boyunca devam eden köprülerin inşaası (Özellikle bu köprülerden Pont Alexandır III köprüsünü muhakkak görün ve niçin bir Galata köprüsü veya Boğaz köprüsü böyle yapılmıyor diye iç geçirin. ) ve hoş tarihi binalarıyla muhakkak görülmesi gereken bir şehir olarak nitelenir. İstanbul’a gelince de eğer iyi bir gezi yapmışsanız Rüyalar Kenti olabilir diye de düşünebilirsiniz. (Özellikle yaya yapılacak Eyfel Çevresi ve Sen nehri yürüyüşü şiddetle, amaa çok şiddetle  tavsiye edilir)
Nerenin başkenti diye sormayın. Tabii ki Fransa’nın. 2 milyonun üzerindeki nüfusu ( 2000 yılında yapılmış bir gezi sırasındaki nüfus bu olabilir, sizin yazıyı okuduğunuz tarih de ne olur bilemem) ve 1200 km. yüzölçümüyle de Fransa’nın kuzeyinde yer alan önemli iş ve kültür merkezidir diye giriş bölümünü tamamladıktan sonra bizim gezi programımızı inceleyebilirsiniz.

GEZİ PROGRAMIMIZ:


- İstanbul’dan hareket.
(Sabah kalkılır, el yüz yıkanır. Havalimanına varılır. Ve de Paris’e uçulur.)

- Paris’in herhangi bir havalimanına inilir.

- Mukayese ( Paris havalimanına inilince İstanbul Atatürk Havalimanı ve Paris havalimanı arasındaki fark hissedilir. Fark derken bizim havalimanının ne kaaa güzel olduğu yönündeki fark.  Eğer ufak bir pistte iniş yapılıyorsa. Hangisi iyi diye kendi kendine sorulur. Gelince yakınlarına anlatılır.)

- Otele yerleşme. (Bu konuda herhangi bir yorumda bulunmuyoruz. Çünkü biz evde kaldık. Halamgiller ve teyzemgillerde. Sizi de ağırlarlar mı bilemedim yine)

1) Eyfel Kulesinin ziyaret edilmesi turizmcilerin önerisidir. Sanki en güzel bir yer orası imiş gibi. Halbuki bir demir yığını. Tarihçesi ise; 1889’da Evrensel Fuar’da ziyaretçilerin ilgisini çekmek için yapıldı. Yapan mühendis estetikçiler tarafından eleştirilere maruz kaldı. Kaldırılması daha masraflı olacağından kaldırılmayarak Paris’in sembolü haline geldi. (Metro : Bir Hakeim durağı)

2) Seine Nehrinde Tekne Gezintisi. (Havalar iyi olsa da olmasa da muhakkak bu geziye katılın. Hoş Fransız müzikleriyle değişik bir ortam. Tekneler eyfel kulesi yanından kalkıyor. Gel gel şimdi kalkıyor abla diye çığırtkanlıklar yok. Hoş ceketli beyler bekliyor. Ve parası hepsinin aynı, sırası gelen kalkıyor, ücr. Sabit)

3) Louvre Müzesi ( 1 gününüzü alır) (Metro durağı; Palais Royal, Louvre)

4) Notre-Dame Katedrali – Sainte Chapelle (RER: St Michel) (Metro. Cite)

5) Musee Grevin (Mumya Müzesi) Hoş, resim çektirmek için harika bir ortam. Tabiiki ünlü mumyaların yanında tiyatrocu yeteneğinizde poz verirseniz. İstanbul’a dönüşünüzde hoş görüntülü resimleriniz olur. Müzeyi gezip çıkmayın bir üst katta özel bir animasyon gösterisi var. Saatli olduğu için önceden saatlerini çıkın öğrenin sonra gezin. O gösteriyi izlemenizi öneririm. Çünkü müthiş efektlerle sizde o yolculuğun içine katılıyorsunuz.

6) Versailles Sarayı (RER. Versailles) 1 gününüzü alır. Versay sarayı bahçesinde atlı arabalarla geziye de katılın. Bahçelerin muhteşemliğini görün.

7. Arc De Triomphe (Zafer Takı) Bunun için Öncelikle Eyfel’den yukarıya Champ Elysées(Meşhur Şanzalize caddesi.) caddesini yürüyerek gelin. Yukarıdaki Zafer Takının oraya gelip üst katına çıkıp Paris’i üstten görebilirsiniz. Ayrıca Şanzalize caddesindeki cafelerde bir şey içip yakınlarınızı cepten arayıp. “Ayyy şu anda Şanzalize’deyim canım. Çay içiyorum” diyerek hava atabilirsiniz.

8. La Defense (Modern Paris) RER hattıyla La Defense durağı.

9. Pompidou Merkezi Bu konu hakkında yorumda bulunmuyorum. Ben sevmedim görülmeye değer olabilir başkalarına... Ama bu binanın bulunduğu bu bölge Les Halles bölgesi ise tam bir alışveriş merkezi. Orayı muhakkak ama muhakkak görün. Alışverişi çok hoş bir yer. Özellikle indirim zamanında iseniz zevk alacaksınız. ( METRO. Les Halles, Chatelet)

10. Jardin du Luxembourg Bahçeleri (RER. Luxemborg)

11. Sacre-Coeur (Metro, Abbesses ( daha sonra kablolu tramway) Ressamlar Tepesi. Burayı daha önce gidenler çok övmüştü. Biz gezi programına sığdıramadık. Siz görün ve bize de söyleyiniz.)KS
Yukarıdaki bölümler eşim tarafından hazırlanan tarihi mekanlar. Özellikle cadde cadde marketler, alışveriş yerlerini gezmek tabii ki ayrı bir zevk. Bunlardan da önce Disneyland’a muhakkak gidin. Bir gün az bile gelecektir. Bu çok önemli. Paris’e gidipte Disneyland’a gitmedim demeyiniz. Lütfen gidiniz.

Önemli Kısaltmalar.

RER: Bu İşaret demiryolu demektir.
M : Metro demektir.(Metro haritası her metro bilet gişesinde bulunur. İstediğiniz kadar alın. Parisliler bile buna bakmadan yolculuk yapamıyor. Tabii bu haritayı güzel kavrayabilirseniz metrodan yukarıya çıkıp söylediğimiz yerleri gezebilirsiniz. Çünkü metro orası için ayrı bir dünya. Ve İstanbul trafiğinden sonra çok hoş mekan. 2000 yılında yapılmış bu geziden sonra metro istasyonlarının no.su ve güzergahı değişmiş olabilir)
KS : Kısa keseyim bizden bu kadar demektir.

Az ve Öz değinmeye çalıştığımız Paris gezinizin çok güzel geçmesini diler, sağlıcakla dönmenizi temenni ederiz.

2 Nisan 2010 Cuma

KAPALIÇARŞI VARKEN İSTİNYE PARK, CEVAHİR, KANYON ORALARI DA NEYMİŞ.




Ne Kanyon... Ne İstinye Park... Ne de  Cevahir. 


1461 yılında o zamanın şartlarına göre yapılmış Dünyanın ilk alışveriş merkezi...  Kapalıçarşı'yı harita ile gezdikten sonra ve o mistik havayı içime çektinken sonra illa KAPALIÇARŞI, illa KAPALIÇARŞI diyorum.



64 cadde ve sokaktan oluşan çarşının 22 kapısı var imiş. Bu ecdad yadigarına sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Şu an resimde birinci kapısı olduğu belirtilen Nuruosmaniye Kapısı görülüyor.

Birgün vaktimin bol olduğunda 22 kapısını da ayrı ayrı resimlemek dileğim.


Kapalıçarşı’nın temeli 1461 yılında atılmış. Dev ölçülü bir labirent gibi, 30.700 metrekarede 66 kadar sokağı, 4.000 kadar dükkânı ile Kapalıçarşı, İstanbul’un görülmesi gereken, benzersiz bir merkez olmuş turistler için adeta.

Sanki küçük şehir gibi, büyüdükçe büyümüş. İçinde son zamanlara kadar 5 cami, 1 okul, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 akarsu, 1 sebil, 1 şadırvan, 22 kapı, 17 han olduğu söyleniyor.  

Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılan bu eser,  15. yüzyıl’dan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alışveriş merkezi haline getirilmiş. 

 Geçmişte burası her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının (manifaktür) sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı imiş. Her türlü değerli kumaş, mücevherat, silah, antika eşya, konusunda nesillerce uzmanlaşmış aileler tarafından, tam bir güven içinde satışa sunulurmuş. . Depremler ve birkaç büyük yangın geçiren Kapalıçarşı eskisi gibi onarılmışsa da, geçmişteki özellikleri değişikliğe uğramış. Ne geçirirse geçirsin aslına uygun onarılması gereken elimizdeki bir hazine bu çarşı aslında. Ama kıymetini bilmiyormuşuz gibi geliyor bana. 


Öyle güzel dükkanlar var ki hepsinin genişliği aynı olacak şekilde inşa edilmiş. Her sokakta ayrı ürünün ustaları loncalar halinde bulunurmuş. (yorgancılar, terlikçiler vs.) Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasakmış o yıllarda. Hatta bir usta, tezgâhını dükkânın önüne çıkarıp kalabalığa göstererek ürün işleyemezmiş.  Ürünlere devletin belirlediğinden yüksek fiyat konulamazmış.. Mış mış mış da, miş miş miş.. Şimdi de aynı böyle demek nasıl isterdim.


Suudi Arabistan'da yıkılan Osmanlı Eserlerine tepki gösterelim diyen tarihçilerin, özellikle ünlü tarihçi Murat Bardakçı'nın kendi ülkemizin yıkılan eserlerine sahip çıkalım diye kampanya oluşturması lazım. Geçenlerde gazetesine yazdığı köşesinde yurt dışındaki eserlere sahip çıkılması ile ilgili yazısını okurken, gözümün önünden şairin dediği gibi Kapalıçarşı deyip geçme, Kapalı kutu adlı şiiri geçti. Gerçekten de Kapalı kutu idi orası, altınıyla, üretimiyle, tarihiyle, ustasıyla, çırağıyla harika bir mekan. Haritasıyla aslında gezilmeli derim ben..


Ünlü Amerikan Atasözünde dediği gibi;

Altın Ateşle,
Kadın Altınla,
Erkekte kadınla erir.

Bende takmayı sevmediğim halde bu altınlara bakakaldım, eridim mi yoo ama, içim gitti. Keşke benim olsa dedim mi dedim.  





Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,
Sandık odalarında;
Senin de dükkânın öyle kokar işte.

Kapalı Çarşı deyip de geçme;
Kapalı Çarşı kapalı kutu.


Kapalıçarşı’da hangi dükkanlar gezilir?
Gramofon Baba



Kapalıçarşı'yı gezerseniz burada muhakkak uğramanız gereken dükkânlar Türkiye’nin son gramofon ustası Mehmet Amca’nın dükkânı. Eski gramofonların süslediği dükkânda şanlıysanız eski bir plak dinleme şansı bile yakalayabilirsiniz. Yalnız dükkâna geldiğinizde duvarda yazan ziyaret süresine uymanız Mehmet Amca için önemli. 




Yazzma

Kapalıçarşı’nın yolunu tutanların ilk duraklarından olan kumaşcılar. İstanbul'da görüp hayran olabileceğiniz nadide kumaş dükkanlarıyla doludur.

Moda dünyasının önde gelen isimlerinin de severek alışveriş yaptığı Kapalıçarşı'da her dükkan içinde çeşitli kumaş ve dekorasyon ürünleri bulmanız mevcut. Tektekçiler Sokak’ta yer alan Yazzma'da bunlardan biri. Rengârenk desenlerle süslü kumaşların ve yastık kılıflarının olduğu bu dükkânda gezerken desenler içinde kaybolabilirsiniz. 



Army of Love Shop


Kapalıçarşı’yı gezerken nasıl bir dükkânla karşılaşacağınız hiç belli olmaz. Değişik ürünleri ile ilgi çekici Army of Love’da bunlardan biri üniforma tutkunuysanız burayı çok seveceğinize garanti veriyorum. Kapalıçarşı içinde yer alan dükkan Tacirler Sokak’ta bulunanan ve birbirinden farklı üniforma ve asker kıyafetleriyle dolu olan Army of Love'da farklı yaka iğnesi, broş, madalyon ve postal gibi pek çok ürün yer alıyor. Bu tarz değişik dükkanları gezmeyi seviyorsanız, Kapalıçarşı'yı gezerken Army of Love'ı es geçmeyin.


Fleme Cam


Perdahcılar Sokak’ta yer alan Osmanlı’nın eşsiz dokusunu hissedebileceğiniz cam ürün satan dükkânlar ruhunuza çok iyi gelecek. Üfleme cam sanatıyla yapılan bu ürünler, renkli ve renksiz camlarla, özel desenler kullanılarak üretiliyor. Bardak, kadeh, parfüm şişesi ve her boyda tasarlanan özel şişe tasarımlarıyla oldukça zengin çeşitlerin bulunduğu cam aksesuar dükkanları, Kapalıçarşı'yı gezerken ilk gözünüze çarpan dükkanlar arasında yer alacak.


Kapalıçarşı'nın en güzel Han'ı Zincirli Han!



Kapalıçarşı içinde bulunan benim için en güzel yer "Zincirli Han" oldu. Kuyumcular Caddesi’ni takip ederseniz şimdilerde kuyumcuların atölyelerinin yer aldığı “Zincirli Han”a ulaşırsınız. Çarşı içerisinde kendine has çehresini hala muhafaza eden “Zincirli Han” tahmini olarak 18.yüzyıl sonlarında, iki katlı olarak inşa edilmiş. Söylenenlere göre, eskiden hanın odalarında ocaklar bulunuyormuş. Kuyumcu ustaları halen bu hanı kullanıyorlar. Burada bir çay molası verip Han’ın güzelliğinin keyfini çıkarabilirsiniz. “Zincirli Han”dan çıkıp, “Cevahir Bedesteni”ne geri dönmek için kullanacağınız “İnciciler Kapısının üzerindeki kartal resmine dikkatlice bakmayı ihmal etmeyin. Çünkü bu resim çarşının bu bölümünün Bizans döneminden kaldığını gösteren bir semboldür.


Kapalıçarşı’da gezerken neler yenebilir? 

Fahri Usta


Kapalıçarşı, keyifli dükkânlarının yanı sıra tam bir lezzet yeridir. Günün büyük bir bölümünü burada geçirdiyseniz salaş restoranlarında yemek yiyebilirsiniz. Önerilerimden biri ise; Fahri Usta’da yemek yemeniz. Tabi eğer açık bulursanız. Lezzetinin ünü Kapalıçarşı’ya yayılmış olan mekân sahibi Fahri Usta’nın helvası için insanlar kuyruğa giriyormuş. Bugün çıkan yemekte, yarın bulunmazmış. Şanlı gününüzdeyseniz köfte ve pilavını yiyebilirsiniz. Kapalı Çarşı içinde bulunan Sıraodalar Sokağı’nda yer alan dükkânda yemek erken saatlerde bitiyor.


Can Oba Restaurant

Kapalıçarşı içinde Michael yıldızlı bir dükkân görünce ilk tepkim şaşkınlık olsa da Can Oba Restaurant'ını günümüzde bilmeyen kalmamış. Ünlü lezzet üstadı Vedat Milor’un konuk olduğu restaurantta muhakkak yemek yemenizi öneririm. Ama gitmeden mutlaka rezervasyon yaptırın. 


Derman

Ciğer sever biriyseniz Kapalıçarşı’da yiyebileceğiniz bir durak mevcut. Derman, Postahane civarında Ganiçelebi Sokak’ta yer alıyor. 


Burç Kebap

Çarşı içinde bulunan bir lezzet durağı da Burç Kebap incecik hamuruyla yaptıkları lahmacunları enfes. Kebapta da üstat olan mekan, Kapalıçarşı içinde Parçacılar Sokak’ta yer alıyor.


Kapalıçarşı'ya nasıl gidilir?


İstanbul'un Beyazıt ilçesinde bulunan Kapalıçarşı'ya Tranvay ve Otobüs ile çok rahat gidebilirsiniz. 

kaynak:http://www.istanbul.com/tr/sehir/yasa/kapali-carsinin-bilinmeyenlerini-kesfetmeye-cikalim







KAPALIÇARŞI VARKEN İSTİNYE PARK, CEVAHİR, KANYON ORALARI DA NEYMİŞ.




Ne Kanyon... Ne İstinye Park... Ne de  Cevahir. 


1461 yılında o zamanın şartlarına göre yapılmış Dünyanın ilk alışveriş merkezi...  Kapalıçarşı'yı harita ile gezdikten sonra ve o mistik havayı içime çektinken sonra illa KAPALIÇARŞI, illa KAPALIÇARŞI diyorum.



64 cadde ve sokaktan oluşan çarşının 22 kapısı var imiş. Bu ecdad yadigarına sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Şu an resimde birinci kapısı olduğu belirtilen Nuruosmaniye Kapısı görülüyor.

Birgün vaktimin bol olduğunda 22 kapısını da ayrı ayrı resimlemek dileğim.


Kapalıçarşı’nın temeli 1461 yılında atılmış. Dev ölçülü bir labirent gibi, 30.700 metrekarede 66 kadar sokağı, 4.000 kadar dükkânı ile Kapalıçarşı, İstanbul’un görülmesi gereken, benzersiz bir merkez olmuş turistler için adeta.

Sanki küçük şehir gibi, büyüdükçe büyümüş. İçinde son zamanlara kadar 5 cami, 1 okul, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 akarsu, 1 sebil, 1 şadırvan, 22 kapı, 17 han olduğu söyleniyor.  

Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılan bu eser,  15. yüzyıl’dan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alışveriş merkezi haline getirilmiş. 

 Geçmişte burası her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının (manifaktür) sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı imiş. Her türlü değerli kumaş, mücevherat, silah, antika eşya, konusunda nesillerce uzmanlaşmış aileler tarafından, tam bir güven içinde satışa sunulurmuş. . Depremler ve birkaç büyük yangın geçiren Kapalıçarşı eskisi gibi onarılmışsa da, geçmişteki özellikleri değişikliğe uğramış. Ne geçirirse geçirsin aslına uygun onarılması gereken elimizdeki bir hazine bu çarşı aslında. Ama kıymetini bilmiyormuşuz gibi geliyor bana. 


Öyle güzel dükkanlar var ki hepsinin genişliği aynı olacak şekilde inşa edilmiş. Her sokakta ayrı ürünün ustaları loncalar halinde bulunurmuş. (yorgancılar, terlikçiler vs.) Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasakmış o yıllarda. Hatta bir usta, tezgâhını dükkânın önüne çıkarıp kalabalığa göstererek ürün işleyemezmiş.  Ürünlere devletin belirlediğinden yüksek fiyat konulamazmış.. Mış mış mış da, miş miş miş.. Şimdi de aynı böyle demek nasıl isterdim.


Suudi Arabistan'da yıkılan Osmanlı Eserlerine tepki gösterelim diyen tarihçilerin, özellikle ünlü tarihçi Murat Bardakçı'nın kendi ülkemizin yıkılan eserlerine sahip çıkalım diye kampanya oluşturması lazım. Geçenlerde gazetesine yazdığı köşesinde yurt dışındaki eserlere sahip çıkılması ile ilgili yazısını okurken, gözümün önünden şairin dediği gibi Kapalıçarşı deyip geçme, Kapalı kutu adlı şiiri geçti. Gerçekten de Kapalı kutu idi orası, altınıyla, üretimiyle, tarihiyle, ustasıyla, çırağıyla harika bir mekan. Haritasıyla aslında gezilmeli derim ben..


Ünlü Amerikan Atasözünde dediği gibi;

Altın Ateşle,
Kadın Altınla,
Erkekte kadınla erir.

Bende takmayı sevmediğim halde bu altınlara bakakaldım, eridim mi yoo ama, içim gitti. Keşke benim olsa dedim mi dedim.  





Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,
Sandık odalarında;
Senin de dükkânın öyle kokar işte.

Kapalı Çarşı deyip de geçme;
Kapalı Çarşı kapalı kutu.


Kapalıçarşı’da hangi dükkanlar gezilir?
Gramofon Baba



Kapalıçarşı'yı gezerseniz burada muhakkak uğramanız gereken dükkânlar Türkiye’nin son gramofon ustası Mehmet Amca’nın dükkânı. Eski gramofonların süslediği dükkânda şanlıysanız eski bir plak dinleme şansı bile yakalayabilirsiniz. Yalnız dükkâna geldiğinizde duvarda yazan ziyaret süresine uymanız Mehmet Amca için önemli. 




Yazzma

Kapalıçarşı’nın yolunu tutanların ilk duraklarından olan kumaşcılar. İstanbul'da görüp hayran olabileceğiniz nadide kumaş dükkanlarıyla doludur.

Moda dünyasının önde gelen isimlerinin de severek alışveriş yaptığı Kapalıçarşı'da her dükkan içinde çeşitli kumaş ve dekorasyon ürünleri bulmanız mevcut. Tektekçiler Sokak’ta yer alan Yazzma'da bunlardan biri. Rengârenk desenlerle süslü kumaşların ve yastık kılıflarının olduğu bu dükkânda gezerken desenler içinde kaybolabilirsiniz. 



Army of Love Shop


Kapalıçarşı’yı gezerken nasıl bir dükkânla karşılaşacağınız hiç belli olmaz. Değişik ürünleri ile ilgi çekici Army of Love’da bunlardan biri üniforma tutkunuysanız burayı çok seveceğinize garanti veriyorum. Kapalıçarşı içinde yer alan dükkan Tacirler Sokak’ta bulunanan ve birbirinden farklı üniforma ve asker kıyafetleriyle dolu olan Army of Love'da farklı yaka iğnesi, broş, madalyon ve postal gibi pek çok ürün yer alıyor. Bu tarz değişik dükkanları gezmeyi seviyorsanız, Kapalıçarşı'yı gezerken Army of Love'ı es geçmeyin.


Fleme Cam


Perdahcılar Sokak’ta yer alan Osmanlı’nın eşsiz dokusunu hissedebileceğiniz cam ürün satan dükkânlar ruhunuza çok iyi gelecek. Üfleme cam sanatıyla yapılan bu ürünler, renkli ve renksiz camlarla, özel desenler kullanılarak üretiliyor. Bardak, kadeh, parfüm şişesi ve her boyda tasarlanan özel şişe tasarımlarıyla oldukça zengin çeşitlerin bulunduğu cam aksesuar dükkanları, Kapalıçarşı'yı gezerken ilk gözünüze çarpan dükkanlar arasında yer alacak.


Kapalıçarşı'nın en güzel Han'ı Zincirli Han!



Kapalıçarşı içinde bulunan benim için en güzel yer "Zincirli Han" oldu. Kuyumcular Caddesi’ni takip ederseniz şimdilerde kuyumcuların atölyelerinin yer aldığı “Zincirli Han”a ulaşırsınız. Çarşı içerisinde kendine has çehresini hala muhafaza eden “Zincirli Han” tahmini olarak 18.yüzyıl sonlarında, iki katlı olarak inşa edilmiş. Söylenenlere göre, eskiden hanın odalarında ocaklar bulunuyormuş. Kuyumcu ustaları halen bu hanı kullanıyorlar. Burada bir çay molası verip Han’ın güzelliğinin keyfini çıkarabilirsiniz. “Zincirli Han”dan çıkıp, “Cevahir Bedesteni”ne geri dönmek için kullanacağınız “İnciciler Kapısının üzerindeki kartal resmine dikkatlice bakmayı ihmal etmeyin. Çünkü bu resim çarşının bu bölümünün Bizans döneminden kaldığını gösteren bir semboldür.


Kapalıçarşı’da gezerken neler yenebilir? 

Fahri Usta


Kapalıçarşı, keyifli dükkânlarının yanı sıra tam bir lezzet yeridir. Günün büyük bir bölümünü burada geçirdiyseniz salaş restoranlarında yemek yiyebilirsiniz. Önerilerimden biri ise; Fahri Usta’da yemek yemeniz. Tabi eğer açık bulursanız. Lezzetinin ünü Kapalıçarşı’ya yayılmış olan mekân sahibi Fahri Usta’nın helvası için insanlar kuyruğa giriyormuş. Bugün çıkan yemekte, yarın bulunmazmış. Şanlı gününüzdeyseniz köfte ve pilavını yiyebilirsiniz. Kapalı Çarşı içinde bulunan Sıraodalar Sokağı’nda yer alan dükkânda yemek erken saatlerde bitiyor.


Can Oba Restaurant

Kapalıçarşı içinde Michael yıldızlı bir dükkân görünce ilk tepkim şaşkınlık olsa da Can Oba Restaurant'ını günümüzde bilmeyen kalmamış. Ünlü lezzet üstadı Vedat Milor’un konuk olduğu restaurantta muhakkak yemek yemenizi öneririm. Ama gitmeden mutlaka rezervasyon yaptırın. 


Derman

Ciğer sever biriyseniz Kapalıçarşı’da yiyebileceğiniz bir durak mevcut. Derman, Postahane civarında Ganiçelebi Sokak’ta yer alıyor. 


Burç Kebap

Çarşı içinde bulunan bir lezzet durağı da Burç Kebap incecik hamuruyla yaptıkları lahmacunları enfes. Kebapta da üstat olan mekan, Kapalıçarşı içinde Parçacılar Sokak’ta yer alıyor.


Kapalıçarşı'ya nasıl gidilir?


İstanbul'un Beyazıt ilçesinde bulunan Kapalıçarşı'ya Tranvay ve Otobüs ile çok rahat gidebilirsiniz. 

kaynak:http://www.istanbul.com/tr/sehir/yasa/kapali-carsinin-bilinmeyenlerini-kesfetmeye-cikalim







30 Mart 2010 Salı

MERHABALAR

ARTIK BLOGSPOT ADRESİMLE SİZLERLEYİM.
SİZLERE GENELLİKLE GEZİ ÜZERİNE HİZMET VERECEĞİM.
DİĞER BLOGCU SİTELERİM

HAYATA DAİR YAZILARIMLA http://spacal.blogcu.com
ÖRGÜ SİTEM OLAN http://selamhayata.blogcu.com
YEMEK SİTEM OLAN http://serpilyemekte.blogcu.com

isimli sitelerimle yine paylaşımlarım olacaktır.

GEZİP GÖRDÜKLERİNİ ANLAT, YEDİKLERİN İÇTİKLERİN SENİN OLSUN DİYORSANIZ
http://serpilingezirehberi.blogspot.com  ve http://serpillehayatadair.blogspot.com takip edin.

YEDİKLERİN, İÇTİKLERİN, ÖRDÜKLERİN DİYORSANIZ DİĞER SİTELERİMİ TAKİP EDİN.