2 Mart 2026 Pazartesi

GİT... AMA SAKIN ÖLEREK GİTME!


İnsan bazen her şeyi geride bırakıp gitmek ister. Şehri, işi, insanları, sorumlulukları… 

“Bir tatile çıksam geçer” der. Oysa çoğu zaman valizi toplarken fark etmediği bir şey vardır: 

Kendini de o valize koymuştur.

Antik Yunan filozofu Sokrates’e atfedilen meşhur bir söz vardır. Ona “İçim sıkılıyor” demişler. “Tatile git” demiş. Gitmişler, yine sıkılmışlar. Sokrates sormuş: “Tatile kendini de mi götürdün?”

Bu kısa diyalog, aslında insan ruhunun en derin gerçeğine dokunur. Bu yüzden ruhuma dokunan bu  söz üzerine blog yazımı kaleme almak istedim. 

Aslında yapılan kaçtığımız yer değil, taşıdığımız yük. Kaçmak hiç bana göre değil, kendi mekanımı bırakıp gitmek. Çözümü hep yerimde ararım. 

Ama genelde insanlar sıkıntıyı çoğu zaman dış koşullara bağlar, işleri yoğundur, şehir kalabalıktır, insanlar yorar, hava bozuktur, ekonomi kötüdür, herşey üstüne üstüne geliyordur. Kaçar ama sorunları da valizinde götürür aslında haberi yoktur. 

Sanki çözüm mekân değiştirmektir.

Deniz kenarı, dağ evi, başka bir ülke, başka bir şehir,

Fakat içimizde çözülmemiş meseleler varsa, bitmemiş hesaplar, bastırılmış duygular, yüzleşmekten kaçtığımız korkular vesaire, vesaire.

İşte o zaman gittiğimiz her yere bizimle gelirler.

Manzara değişir, ama zihin aynı kalır.

Tatil elbette güzeldir. Dinlenmek, nefes almak, rutin dışına çıkmak insana iyi gelir. Ancak tatil bir “kaçış” olarak planlandığında hayal kırıklığı kaçınılmaz olur.

Çünkü sorun işte değilse, şehirde değilse, başkalarında değilse, ya o zaman.
Sorun belki de bakış açımızdadır.

Kendi içimizle barışmadan, zihnimizdeki karmaşayı sakinleştirmeden, geçmişin yükünü hafifletmeden gittiğimiz her yer bir süre sonra sıradanlaşır. İlk gün heyecan, ikinci gün alışma, üçüncü gün yine aynı boşluk.

Mesela bazı insanlar işkoliktir. Tatilde bile işle ilgilenmek ona iyi gelir. Aklını boşaltıp giden insanlardan olmadım ben de hiçbir zaman. İlla iş yürüsün, aksamasın, her şey düzgün gitsin isterim. 

İç sıkıntısı çoğu zaman, kendimizle bağlantımızın zayıflaması, sürekli ertelediğimiz bir yüzleşmenin belki de sesidir. 

Dış dünyada ne kadar hareket olursa olsun, iç dünyamız durgunsa hayat tatsız gelir. İnsan bazen denizin kıyısında oturur ama içinde fırtına kopar. Bazen kalabalık bir sofrada kahkaha atar ama içi sessizdir.

Peki çözüm nedir? Çözüm her zaman büyük değişimler değildir.

Kendimizle oturup konuşmadıkça, nereye gidersek gidelim aynı hikâyeyi yaşarız. Çünkü insan mekân değiştirdiğinde değil, bilinç değiştirdiğinde dönüşür.

Peki kendini geride bırakmak mümkün mü? Hayır. Ve zaten mesele de bu.

Kendimizi geride bırakmak yerine kendimizle barışmayı öğrenmeliyiz. İçimizdeki huzursuzluğu susturmaya çalışmak yerine onu anlamaya çalışmalıyız. Kaçmak yerine kalabilmeliyiz.

Belki de Sokrates’in ima ettiği şey tam olarak buydu:
Sorun tatilde değil, sorun “bendeyse; çözüm de yine “ben”dedir.

Gittiğimiz her yere kendimizi götürüyoruz.
O halde asıl yolculuk, bavulla değil, farkındalıkla yapılan yolculuktur.

Ve bazen en uzun seyahat, insanın kendi içine yaptığıdır.

Her ortamda mutlu olabilmek, her şeyin yolunda gitmesi demek değildir. Hayat her zaman istediğimiz gibi akmaz. Gürültü olur, belirsizlik olur, kayıplar olur, hayal kırıklıkları olur. Fakat mutluluk çoğu zaman şartların değil, yaklaşımın ürünüdür.

Eğer iç huzurumuz dış koşullara bağlıysa, hava değiştiğinde biz de değişiriz. İnsanlar değiştiğinde biz de savruluruz. Oysa iç dengeyi kurabilen kişi, bulunduğu ortamdan bağımsız olarak bir merkez taşır içinde. O merkez; kabul, farkındalık ve esneklikten oluşur.

Her ortamda mutlu olabilmek nedir diye sordum kendi kendime, 

Mutluluk, her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul etmek, kontrol edebildiğin tek şeyin tepkin olduğunu bilmek sanki. En önemlisi küçük şeylerden mutlu olabilmek.

Benim mottom da mutluluk, beklentiyi azaltıp şükrü artırmaktır.

Yani en önemlisi bu ŞÜKÜR.

Kusursuz anı değil, bence anlamlı anı aramaktır.  

Belki de mesele, her ortamı mükemmel yapmak değil; her ortamda kendimizle uyumlu kalabilmektir.

Ve insan kendisiyle uyumlu olduğunda,dünya biraz daha hafifler.

Mutluluk, ideal koşulların ödülü değildir. Bazen kalabalık bir sofrada, bazen yalnız bir yürüyüşte, bazen de zor bir günün sonunda “Yine de ayaktayım” diyebilmekte saklıdır.

İçimizdeki huzuru inşa ettiğimizde, gittiğimiz her yer biraz daha yaşanabilir olur. Çünkü artık mutluluğu arayan değil, taşıyan biri oluruz.

Gitmek istiyorsan git.
Şehir değiştir, iş değiştir, ortam değiştir.
Yeni insanlar tanı, yeni yollar dene.

Ama kaçmak için değil, büyümek için git.
Kendinden vazgeçerek değil, kendini anlayarak git.

VEEE SAKIN ÖLEREK GİTME. 

İşte en zoru o geri kalanlara, en acı geleni gitmenin. 

Çünkü mesele bu hayattan çıkmak değil, bu hayatın içinde uyanmaktır.

Bir küçük Sokrates yazısı ben de neler uyandırdı, sizde okurken buna ekleyecekleriniz olursa yazın bana. 

Hayatı birlikte sorgulayalım. 

Bu yazı karamsar bir yazı değil yazdığım aslında, Sokrates'in "Kendini de mi birlikte götürdün" sözüne içimden geçenler. 



6 Şubat 2026 Cuma

THERME ERDİNG: Avrupa’nın En Büyük Termal Cennetinde Bir Gün Geçirmek


Almanya’nın Münih kenti yakınlarında yer alan Therme Erding

Sadece bir termal tesis değil; adeta tropik ve rahatlatıcı bir kaçış noktası. Tüm havuzun kenarı gerçek orkidelerle dolu. Hatta gerçek çiçekler nasıl böyle canlı ve güzel kokabiliyor diye benim gibi elinizle yoklayabiliyorsunuz. Burası Münih'e gelenlerin 1 saat sonra aracıyla ulaşabileceği bir konumda bulunuyor.

 Avrupa’nın en büyük termal spa kompleksi olarak bilinen bu devasa merkez, yılın her dönemi hem dinlenmek hem de eğlenmek isteyenlerin gözdesi imiş. İyi ki çocuklarımıza ziyarete gittik, onlar önerdi de biz de gördük, gezdik. 


Therme Erding’e adım attığınız anda sizi palmiye ağaçları, turkuaz renkli havuzlar ve cam kubbeler altında süzülen gün ışığı karşılıyor. Dışarısı ister kış soğuğunda olsun ister yaz güneşinde, içeride her zaman yaz havası hâkimmiş. Bana göre aslında kış aylarında ziyaret etmek daha güzel sanki. 

Tropik, görülmeye değer, rahatlatıcı hoş bir atmosfer 🌴. 

Ben çok sevdim. Sizlere de yazarak önermek istedim.

Tesiste farklı sıcaklıklara ve mineral içeriklerine sahip havuzlar  bulunuyormuş. 

Romatizmal rahatsızlıklardan, kas gevşemeye kadar pek çok fayda sunan bu havuzlar, hem bedeninizi hem zihninizi dinlendiriyor gerçekten de.  Sessiz alanları tercih edenler için daha sakin bölümler de mevcut. Konser zamanı bu alanlar çok yoğun oluyormuş. Sıcak su da otururken konser izlemek nasıl bir duygu bilemedim. Ama konser alanının olduğu yatak şeklinde sıcak su da yatmak çok keyifli idi.

En şaşırtıcı yanı, havuza elinizde içki ile giriyorlardı. Bu da aklınıza kötü şeyler getiriyor. Bir ayağı kaysa hop elindeki havuza  ya da çok bira içmekten alimallah havuza ......  

Ama giyinme mekan ve etraf o kadar temiz görünüyor ki. Bu kadar büyük bir tesisin bu kadar güzel korunması gıpta ettiriyor. 

Therme Erding’in en iddialı bölümlerinden biri de saunaları imiş. Portakallı, tuzlu ve daha bir sürü aroma  saunaları, buhar odaları mevcut.  Bu da saunayı sevenlere güzel deneyimler sunuyor. Benim gibi sauna beni bunaltır diyen biri bile içerde kalınca hoşuna gidiyor. Portakallı saunayı çok sevdim bu arada. 

Avrupa’nın en büyük kapalı kaydırak alanlarından biri kaydıraklı olan bölümmüş. Bu kaydıraklar sırf çocukların değil, adrenalin seven aile bireylerinin de hoşlanacağı bir mekan. Hemen bizim aile bireyleri hepsinden faydalandı tabiki de. Ayrıca; dalga havuzu da size farklı bir hava katıyor. Sankimmm Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla boğuşuyorsunuz intibası yaratılıyor. 

Gün boyu keyif yaptıktan sonra acıktığınızda, atıştıracağınız güzel cafeler var. Ödemeleri kolunuzdaki saat şeklinde anahtarlıklardan yapıp, çıkınca da parasını ödüyorsunuz. 

Biz Türk Parasıyla hesapladığımızda böyle bir kaplıcaya ödenen ücretin çok fazla olmadığını düşündük. Çünkü ilk etap da ücret fazla imiş gibi görünse de, içeride bulunan imkanlar ile dolu dolu 4 saat geçiren biri olarak güzel, keyifli bir zaman olduğunu hissettik. 

  • Münih'te yaşayıp ya da Münih'e bizim gibi çocuklarını ziyarete edip birlikte güzel bir gün geçirmek isteyenlere,
  • Şehir hayatından kısa süreli kaçmak isteyenlere,

  • Spa ve wellness meraklılarına,

  • Çocuklu ailelere,

  • Çiftler için romantik bir gün arayanlara,

  • Yaşlılar için ooohhh kemiklerim rahatladı demeniz için,

Ne duruyorsunuz, Münih'e gitseneeee diye şarkı söyleyebileceğiniz bir yer.👪


Therme Erding, sadece birkaç saatlik bir spa /kaplıca ziyareti değil; başlı başına bir deneyim. 

Eğer yolunuz Münih civarına düşerse ya da “gerçekten dinlenebileceğim bir yer arıyorum” diyorsanız, burası listenizin üst sıralarında olmayı hak ediyor. 

Hatta bizim gibi yakınındaki otelleri araştırıp, buraya 3 günlüğüne gelirim, lütfen kusura bakmayınız diyebilirsiniz çocuklarınıza.